Tarikatımızın İnsan Kaynakları Bölümü

Normal şartlarda ihlas niceliğin çok da fazla peşinde olan bir şey değildir. Bir abimiz şöyle demişti: “Eğer salondaki kişi sayısı hatibin motivasyonunu etkiliyorsa onun ihlasında bir problem var demektir.” İhlaslı gönüllere tekasür yakışmaz. İmam Gazali’nin dediği gibi “Allah’ın iradesi nedensellik ilkesine bağımlı değildir.” Allah bir nedenden sonsuz sonuç yaratabileceği gibi bir sonuca giden sonsuz neden de yaratabilir. Bunu bilen iman sahipleri de aza çoğa bakmaz, azın da çoğun da rabbi olan Allah’ın rızasına bakar.

Tabi ki insan nisyan ile malüldür. Her an gözü açık, bilinci yerinde değildir. Gaflet her attığımız adımın önünde pusudadır. Bundan dolayı da yaşadığımız hayat sırat gibidir. Yunus Emre meşhur şathiyesinde, “Sırat kıldan incedir / Kılıçtan keskincedir / Varıp anın üstüne / Evler kurasım gelir” derken “sırat” sözüyle dünyayı kastetmiştir muhtemelen. Çünkü insan sırattan dünyadaki hayatıyla geçmiştir ya da düşmüştür.

İşte bu bilinci diri tutmak için, yani Müslümanın şuurunu zinde tutmak için bazı okullar ve ekoller vücuda gelmiştir ki bunlara bugün en genel tabiriyle “tarikatlar ve cemaatler” deniliyor. Nurettin YILDIZ hocaya göre özellikle İran’ın fethinden sonra zenginleşmeye başlayan Müslüman’ların kalplerine dünya sevgisi dadandığı için buna karşı Müslümanlara zühd ve takvayı hatırlatacak bir müesseseye ihtiyaç duyulmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere bu müesseseler Müslümanların gönlünü dünya hırsı, makam, kadın, üstünlük arzusu ve çokluk arzusu vs çelmesin diye var olmuşlardır. Daha çok insana el uzatmak isterler ancak kendileri daha çok olmak ya da daha çoğa sahip olmak gibi bir arzu taşımazlar. Allah’ın insanı eşref-i mahlukat olarak yarattığına inanırlar ve üstünlüğü insanüstülükte değil yalnızca insan olarak takvaya dikkat etmekte ararlar. Peygamberler dahi mucizelerle övünmeyip “Bu Allah’tandır.” dediklerinden ibret alıp hiçbir zaman kerameti kendilerinden bilmezler ve onu kula has kılmazlar. Övgüyü yalnızca Allah’a mahsus kılarlar.

Tarikatlar kendilerine bir “İnsan Kaynakları Bölümü” kurmuşlarsa ve insanları tarikatın geçmişiyle, çokluğuyla ve şeyhlerinin birtakım kerametleriyle kendilerine eleman devşirme çabasına düşmüşlerse daha en başından eksen kaymış demektir. Menkıbelerle ısıtılıp servis edilen birtakım insanüstü kerametlerle “Bakın siz de bizim tarikata girer ve birtakım ödevlerinizi yaparsanız siz de böyle insanüstü mertebelere erebilirsiniz.” mesajı insanları Allah’a değil nefsin arzuna çağırır. Allah şeriatını bizlere onu insan olarak yaşayalım diye göndermiştir; yoksa biz insanlıktan çıkalım diye göndermemiştir. Böyle bir arzu nefistendir, böyle bir düşünce yanlıştır, böyle bir çağrı batıldır.

Bizi takip et ve yazıyı paylaş...
Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.

Mustafa Şamil ŞEN

KTÜ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık AÜ Uluslararası İlişkiler Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman

Son yazıları Mustafa Şamil ŞEN (Tamamı)

Bir cevap yazın