Saadet Timi Portresi

“Biz iki milletvekili olarak kendimizi ‘Saadet Timi’ olarak isimlendirdik” demişti Prof. Dr. Cihangir İslam. “600 koltuklu mecliste 2 kişiden oluşan bu tim ne yapabilecek acaba” sorusunu yemin töreninden itibaren gözlemlerimle yeni yeni cevaplamaya başlıyorum kafamda. Değiştirilen iç tüzükle kısalan konuşma süreleri, söz hakkının azalması ve parti grubunun bulunmaması gibi birçok olumsuz duruma rağmen meclis çatısı altında kendisini dinleyen iktidar koalisyonunun vekillerini hayli zorlayan, bazen çarpan, cevap veremeyince hakaret ve ithama mecbur bırakan cümleler sarf ediliyor artık o kürsüden. Anlaşılan kendi aralarında bir iş bölümü yapmışlar ki Saadet’in kürsü hakkını Cihangir İslam kullanıyor, kürsünün de hakkını vererek. Bir üniversite öğrencisi olarak komisyonlarda ve genel kurulda yaptığı konuşma tutanaklarının tamamını inceleyince hayli değişik bir tabloyla karşılaştım. Tutanakların karşılıklı cevap bölümlerini derleyip en azından taslak oluşturmak istedim ki bu vahim tablo özet olarak sunulmuş olsun. 2 vekilin etkisinin 290+45 vekile yansımasını göz önüne sunabilmiş olalım. Yürekten çıkan tek bir cümlenin dahi haksızlık edende oluşturduğu sarsıntıyı hissedebilmiş olalım. Tutanaklarda Sn. İslam’a verilen cevaplarda itham var, hakaret var, tehdit var, alaya alma ve küçümseme var. Söylediği cümlelere verilen tek bir cevap yok, açıklama yapılan tek bir konu yok. Elbette verilen cevaplar okununca “bunların siyasi, psikolojik, etik yorumları uzunca tahlil edilmelidir ve ediliyordur” diye düşündüm. Ben şahsi yorumlarımı uzatmadan kitabımızdan iki cümleyi tutanak kesitlerinin başına koyarak yorumu sizlere bırakıyorum. Tüm cevapları sunabilmek için de fazla kesinti yapmadan derlediğim bu metnin uzamasından dolayı affınıza sığınıyorum. Sn. İslam ve Sn. Karaduman’a da bu yükün ağırlığını hatırlatıp kolaylıklar ve muvaffakiyetler diliyorum.

Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. (Zumer, 18)

Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. (Tevbe, 69)

 

Tarih: 25.07.2018

Genel Kurul

NAZIR CİHANGİR İSLAM: Ey AK PARTİ, her sahada olduğu gibi burada da en temel ilkelerden birini çiğniyorsunuz.

Ey MHP, ey Milliyetçi Hareket Partisi, sizlere de bir çift sözüm var.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – İşini bak işine! MHP’ye dil uzatma, işine bak!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Siz de bu sürece çanak tutuyor, aktif destek veriyorsunuz, vebal altındasınız.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sana ne! Sana ne! Senden mi icazet alacağız?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sen de CHP’ye verdin.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bu baskı ortamını kurmak ve yaşatmak eyleminde AK PARTİ’yle irtibatlı ve iltisaklısınız.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Kendine bak! Saygısızlık yapma! Sana mı düştü MHP’ye dil uzatmak?

MUHARREM VARLI (Adana) – Sana mı düştü?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Kimin oyuyla geldin buraya?

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Ey Saadet, CHP’ye destek verdin sen de.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bu süreçten en az AK PARTİ’liler kadar siz MHP’liler de sorumlusunuz.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Saadet kimden sorumlu?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Tarih boyunca hayatı olumlayan, iyi, doğru ve güzel olanın peşinde koşan, hayatta bir ahenk arayan, ötekine müspet bakan, insanların bir ortak alanını, konsensüsle ulaştığı bir noktayı, bir temel kuralı…

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Saadetin kime destek verdiğini söylemedin ama.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – …bir ahlaki zorunluluğu, kısaca adaleti yok sayıyorsunuz.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Saadet kimle beraber, onu söylemediniz.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Neden…

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – MHP’yi söylüyorsun, Saadeti söylemiyorsun ama.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bak, cesaretin varsa gel, burada konuş, tamam mı? Otur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İslam, Genel Kurula hitap edin.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Susturun o zaman.

BAŞKAN – Ben ikaz edeceğim. Ben ikaz edeceğim.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Susturun o zaman.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin, ben ikaz edeceğim.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Susturun, süre ilave edin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, sessiz olalım lütfen.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Konuşma yeri burası.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Dinlemeyi bilmiyorsunuz ki nasıl konuşacaksınız.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sen konuşmayı öğren sonra bizi dinlemeyi öğren.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bakınız, insan yani âdem gibi yaşamak yolunda, ahlak ve hukuk külliyatında yerini alan şu iki bileşik kuralı eminim ki bir yerlerden hatırlıyorsunuz: Bütün sözleri dinlemek ve sözlerin en güzeline uymak.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Önce karşısındakine saygı duymak. Önce saygı duymak.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Arkadaşlar, istisna gözetmeyen bir kümeden bahsediyorum, bütün sözleri dinlemekten bahsediyorum, hem işitmek istediklerinizden hem de işitmek istemediklerinizden yani bütün sözlerden bahsediyorum. Bunlardan birini dahi engellemek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – …ya da dinlememek, konuşanı susturmak gibi çirkin bir eylem olmak yanında, hak ile…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Zorbalığın ne olduğunu gördük sayenizde.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bittiyse çıkacağım.

 

Tarih: 25.07.2018

Genel Kurul

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Şimdi, hayal gücünüzü biraz çalıştırın ve bunu detaylarıyla bir tasavvur edin.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bu saatte çalışmıyor artık.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, son dakikalardayız.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Detaylarıyla tasavvur edin, empati böyle bir şey. Ama derdiniz büyük, gerçekten büyük ve ben size yardımcı olmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sen kendine yardımcı ol, kendine.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – …Genelde şöyle bir baktığımda tepkileriniz iki çeşit, iki sınıfta toplanıyor. Bir, ya olguları inkâr ediyorsunuz ya da iyi ve kötü ayrımını reddediyorsunuz. Ve bu topluma, hepimize iki kötülük yapıyorsunuz. Bunlardan birincisi şu: İfadelerinizdeki doğruluk değeriyle oynuyorsunuz değerli arkadaşlar. Bakın, ben AK PARTİ kumarı yaygınlaştırıyor dediğimde buna karşı çıkanınız yok. Yani bilgisel doğruluk anlamında benim önermem sizin çıkartmaya çalıştığınız yasayla bire bir örtüşüyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne alakası var ya?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – E, buna kabul oyu vereceksiniz ama halkın karşısına çıkıp “Yok, o öyle değildi, yok, bu böyle değildi.” diyerek insanların zihnini de bulandıracaksınız. Biraz düşünün istiyorum üzerinde, hepsi bu. Yani bizim anlaşmamızın temeli olan zihinlerimizdeki bilgisel doğruluk üzerindeki doğruluk ve yanlışlık üzerinde oynuyorsunuz.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Oraya bak, bize ne bakıyorsun?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – …Çok değerli arkadaşlarım, ben sonuç olarak sizi şu konuda uyaracağım ve muhtemelen ondan sonra Meclis tatile girecek. İnsandaki, insan zihninin anlaşmadaki temeli olan mantıkla oynuyorsunuz, mantığın zeminiyle oynuyorsunuz, ahlakın zeminiyle oynuyorsunuz, bunu yapmayın. Bu toplumu, hatta kendi zihinlerinizi kaosa sürüklersiniz. Yapmayın, bunlardan vazgeçin ve gelin, iyiyle, kötüyle ilişkilerimizi, muhakememizi yok etmeyin. Şimdi tatile giriyoruz, benim tavsiyem şu: Dağlara gidin ve düşünün, niçin yaşadığınızı ve neye hizmet ettiğinizi düşünün. (CHP sıralarından alkışlar)

 

Tarih: 04.10.2018

Anayasa Komisyonu

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ben komisyon üyesi değilim yani KHK’li olduğum gibi herhangi bir komisyona da üye olamıyorum, böyle bir durumdayız. Komisyona önerge veremiyoruz. Sayın Başkan, size teşekkür ederim, eğer uygun görülse söz hakkımız var. Hâlbuki komisyonların işleyişi şöyle olmalı: Oy hakkı komisyon üyelerine ait olmalı, kabul, onda bir tartışma yok ama burada bütün milletvekilleri gelip bir komisyon üyesi gibi fikir beyan edebilmeli ve…

BAŞKAN – Zaten mümkün…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ama takdire bırakılmamalı onu söylemek istiyorum yani bu sizin takdiriniz, siz vermeyebilirdiniz sözü şu anda bana.

BAŞKAN – Vermemek diye bir şey yok Sayın Cihangir İslam.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Öncelik komisyon milletvekilleri olmak kaydıyla bütün milletvekillerimiz konuşabilir.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ama yine de tüzükte bu başkanın takdiriyle alakalı bir şey.

BAŞKAN – Değil.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Her neyse, şimdi, neticede problem herhâlde şuradan kaynaklanıyor: Bizim komisyon üyesi olamamamız, belki 82 Anayasası’nın yani barajlı seçim dönemlerinin… “Eğer bir parti Parlamentoya giriyorsa zaten bir anlamda otomatik anlamda grup sahibi olabiliyor.” mantığına dayalı olarak belki sözü gruplar üzerinde dağıtmış olabilir. Bilmiyorum işin netiyolojisini yani neye dayandığını.

BAŞKAN – Anayasa’ya dayanıyor.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Cezaevlerine bakıyoruz, hadi buraya kadar diyelim ki aldınız insanları, cezaevine koydunuz; hücre cezası, su kesintisi, kalabalık koğuşlar… İbadetin engellenmesi, bunun amacı nedir? Yani, bir Müslüman, (x) “Dinde zorlama yoktur.” ilkesini savunan bir Müslüman hangi dine mensup olursa olsun bir insanın ibadetini engelleyebilir mi? Çocukluktan beri biz bununla büyümedik mi, bu terbiyeyle büyümedik mi? “Karşınızdaki kim olursa olsun onun dinine saygı gösterin, putuna bile laf söylemeyin.” telkinleri altında büyümedik mi? Bir insanın ibadeti niye engellenir, bunun bir cevabı var mı? Hadi iktidar istiyorsunuz, tamam, bu istekle başa da çıkamıyorsunuz, bu da tamam ama ibadetini niye engelliyorsunuz? Yapılmak istenen ibadet de Allah’a ibadet.

BAŞKAN – Kimsenin ibadetine engel yoktur.

CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ben doğrudan muhatap edeyim mi sizi Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Ama yani gerçek değil.

CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Muhatap olmayı isterseniz size getiririm…

BAŞKAN – Ben muhatap olmak istemiyorum ama gündeme lütfen gelirseniz memnun olurum.

CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Gündem üzerindeyim Sayın Başkan.

 

Tarih: 09.10.2018

Genel Kurul

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Baştan alayım o zaman. Yani Sayın Cumhurbaşkanını buraya Komisyon kurup soruşturmaya davet ettiğimizde herhangi bir milletvekili buraya giremeyecek. Böyle bir şey olur mu? Bunun kapalı oturum hükmüne alınması ve her milletvekilinin bu soruşturmalara dâhil edilmesi gerekiyor.

Beni en çok şaşırtan bu teklifteki imza oldu: Binali Yıldırım, İzmir. Bu kadar yazmışlar. Neden 600 milletvekili değil? Neden Başkanlık Divanı değil? Yahu neden AK PARTİ Grubu değil? Ağırınıza gitmiyor mu arkadaş? (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Meclisi temsil ediyor ya, öyle şey olur mu ya?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Tek kişi anlayışı maalesef bu Meclise de sokulmak isteniyor ama biz buna sonuna kadar direneceğiz çünkü tek kişi yerine ortak akıl, saray ve tebaa ilişkisi yerine eşit ve özgür bir ilişki biçimi istiyoruz. Çünkü saraya karşıyız arkadaşlar. Demin burada tartışması geçti. Niçin karşıyız? Çünkü saray bir zihnin dışa vurumudur. Saray geldi mi sadece taş yapısıyla, heyula taş yapısıyla gelmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Nedimeleriyle gelir, köleleriyle gelir.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Milleti yiyorsunuz. Millete mi karşısınız?

BAŞKAN – Selamlamak için tekrar söz veriyorum, buyurun.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Saray geldi mi sadece taş yapısıyla gelmez arkadaşlar. Saray geldi mi üçüncü havalimanı işçileri gibi köleleriyle gelir, KHK’liler gibi sivil ölüleriyle gelir, makam kapmak için birbirini ezen nedimeleriyle gelir, yardakçılarıyla gelir, dalkavuklarıyla gelir. İşte bu yüzden saraya ve tek kişi yönetimine karşıyız.

İnanın kıskanmıyoruz. Ne yediğiniz ıstakozlarda ne içtiğiniz ejderha sularında gözümüz yok, yok! (CHP sıralarından alkışlar) Bindiğiniz arabalarda da gözümüz yok ama bu hayatı sürdürmek için Allah’ın arzında kendinize bir cennet kurmak istiyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Kıskanma, çalış, senin de olur.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Bu cenneti idame ettirmek için de bu dünyayı bize cehenneme çeviriyorsunuz. İşte bu zulmünüze karşıyız. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

 

Tarih: 10.10.2018

Genel Kurul

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – …Hazreti Hüseyin’i rahmetle anıyorum ve takipçisi olacağımıza huzurlarınızda söz veriyorum.

Son zamanlarda özellikle sağlık çalışanlarına ve İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya’ya yapılan davranışı, muameleyi, şiddeti kınıyorum. Cumartesi Annelerine destek çıkan bir milletvekiline reva görülen, bir emniyet müdürünüz tarafından reva görülen bu davranışı şiddetle kınıyorum. Sizden gelen yazısız emirlerle bu emir kulları sizin emirlerinizi yerine getiriyor. Ama yarın öbür gün bu dosyaların mutlaka yeniden açılacağından ve bunların hesabının sorulacağından habersizler.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Ya, sen hep tehdit ediyorsun, her konuşmada tehdit ediyorsun. İşin o ya. Ne ayıp şey.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Dün şurada kaldık: Bu zulmünüze karşıyız. Bu zulmünüzü ifşa edeceğiz ve bu zulmünüzle mücadeleye devam edeceğimizi söyledik.

Bütün meslektaşlarım beni arıyor, hastanelerde ameliyatlar durdu haberiniz var mı? Nereden olacak? Saraylarda gezdikten sonra nereden haberiniz olacak?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Yalan, bunların hepsi yalan.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ama sarayınız tam kapasite harcıyor. Ne harcıyor biliyor musunuz? Bir fikriniz var mı? Günde bin asgari ücret harcıyor, ayda 30 bin asgari ücret harcıyor.

RADİYE SEZER KATIRCOĞLU (Kocaeli) – Orada koskocaman Türkiye Cumhuriyeti devleti yönetiliyor.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Yani siz şu sarayı kapatsanız 30 bin kişiye istihdam sağlayabilirsiniz. Sizin sefahatiniz zulme dönüşüyor. Zenginliğiniz, yahu zenginliğinizi kıskanmıyoruz, bunu bizim cebimizden alıyorsunuz da buna itirazımız var, sonuna kadar da olacak. Ama siz ne yapıyorsunuz? Hem icra makamındasınız hem şikâyet ediyorsunuz.

Bugün getirdiniz bu teklifi yani hakikaten ne çektirdiniz Sayın Başkana, 3 defa yoklama aldık. Kanun getiriyorsunuz, burada yoksunuz. Tek göreviniz yasama, görevinizi de yapmıyorsunuz.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Siz var mıydınız?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Sizden kimse var mıydı o yoklamada?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – “Siz” derken, o tek başına.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ne bizi konuşturuyorsunuz ne de kendiniz buraya çıkıp konuşuyor, görevinizi yapıyorsunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Boş konuşuyorsun!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ben CHP Grubuna tekrar teşekkür ediyorum, bu söz hakkını bizlere sağladıkları ve önergeyi destekledikleri için. Bakın… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – En çok sen konuşuyorsun!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Doğru, yani içiniz rahat değil ve laf atacaksınız, biliyorum.

BAŞKAN – Sayın İslam, lütfen Genel Kurula hitap edin.

Değerli arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Dön de Genel Kurula konuş.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Gel, gel, burada konuş.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Boş boş konuşuyor.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Hukukçusunuz, bunun hukuka aykırı olduğunu bilmiyor musunuz? Çocuklarının cezaevinde olduğunu bilmiyor musunuz? Yahu, 17 bin kişi arkadaşlar, soruşturmadan geçmiş, mahkemelerde beraat etmiş; daha ne bekliyorsunuz bunları işlerine döndürmek için? Hukukçu milletvekillerimize soruyorum.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Saadete gel! Saadete gel!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Sen Saadete geleceksin ya da gelmeye çalışacaksın bir gün de onu gör.

 

Tarih: 10.10.2018

Genel Kurul

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, sakin sakin konuşalım.

“Kandırılmaya müsaitsiniz.” dedim. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Yaşadığım bir tecrübeye dayanarak. Ben Saadet Partisinin kurucularındanım. Size ne dedik? O dönemde dedik ki: Gitmeyin, sizi kandırırlar.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Ya sen kendi işine bak.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sen tek başına kaldın ama, herkes gitti.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Siz bunlarla başa çıkamazsın dedik ve kandırıldınız. Bunu sadece dile getirmek istedik.

Şimdi, bakın, bunca yıldır hekimlik yapıyorum. Bir tedavinin başarısı hastanın hastalığını kabul etmesiyle alakalı bir şey. Psikiyatride de önemli, benim gibi en fiziki işlerle uğraşan bir ortopedi cerrahı için de bu önemli. O yüzden diyorum ki: Gelin, bu inkâr ettiğiniz krizi, vesaireyi kabul edin. O zaman birlikte çözüm ararız. Az önce buradaki bir arkadaşım dedi ki: “Tehdit ediyor.” Ya, bu laf bile bir abestir. 2 kişiyiz, 2. 295-2. Biz sizi nasıl tehdit ederiz arkadaşlar ya? Böyle bir şey mümkün mü? Ya, bunu dile getirmek bile aslında bir aczin ifadesi değil mi değerli arkadaşlar? Zaten tehdit bizim dilimiz değil. Bakın, dediğimiz şu: Milletvekilini darbetmek suç mu? Suç. Yahu, suç isnat edilen bir fiili tanımlamak bir insan için gerekli mi? Gerekli. Ha, bu suç, bu isnadın mevzuatın neresine dayandığını söylemek lazım mı? Lazım. Ha, diyorum ki: Siz bunlara uymadan işlem yapıyorsunuz, biz yarın öbür gün Saadet Partisi olarak gelip buraya oturduğumuzda, siz de birkaç kişi şuraya gittiğinizde biz bunu hukuka uygun olarak yapacağız, bunu söylüyorum. Başka bir şey var mı bunda?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bu söylediğine inanıyor musun?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İnanmasa söylemez ki. O inanca sahip.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ya, bakın, şu noktaya dikkatinizi çekiyorum: Ben size hayatımda hiç “AKP” makepe demedim, “AK PARTİ” dedim. Niye? Siz çünkü kendinizi böyle tanımlıyorsunuz. Ha, bu doğru mu yanlış mı, bunu incelemiyorum. Diyorsunuz ki: “Benim ismim AK PARTİ, böyle deyin.” Evet, böyle diyorum. Siz ne diyorsunuz? Yahu, bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış, sizin kurucu babalarınızdan Sayın Abdullah Gül’e çıkıp “hain” diyorsunuz. Ne oldu o Genel Başkan Yardımcısı, verdiniz mi cezasını? Yok.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Kanunla ne ilgisi var bunun?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Başka ne diyorsunuz? “Terörist” diyorsunuz. Başka ne diyorsunuz? Şucu bucu diyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Sizi ilgilendirmez ki bu.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Biz isim takmıyoruz ama… Biz isim takmıyoruz çünkü siz bizim için ne örnekliksiniz ne de öğretmensiniz. Sizi takip eden bir tarafımız yok, bunun için isim takmıyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Maddeyle alakalı konuşun, maddeyle alakalı niye konuşmuyorsunuz?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Arkadaşlar, şimdi maddeye geldim. İsminize esastan itirazımız var. İsminiz “Adalet ve Kalkınma Partisi” ama adil değilsiniz. O yüzden benim size önerim, isminizden “Adalet” kısmını kaldırın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Genel Kurula hitap edin.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Çünkü adaletle alakanız yok.

Evet, herkesin ismine saygımız var ama hakikate olan saygımız bunların hepsinden daha çok.

Değerli arkadaşlar, siz 28 Şubatın devamısınız. 28 Şubatta bir ideoloji, bir vesayet hukuku belirliyordu, bugün sizin de peşine takıldığınız bir tek kişi hukuku da yasamayı da belirliyor. Öznesi, nesnesi farklıdır ama siz 28 Şubatın devamısınız. Ya Mehmet Altan ağırlaştırılmış müebbet cezası alan Mehmet Altan…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkan, hatip saz mı çalıyor, ne yapıyor?

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – 28 Şubat döneminde sizi savunmak için yurt dışına kaçmak zorunda kaldı.

SALİH CORA (Trabzon) – Önergeyle alakalı konuş da dinleyelim.

Bizi takip et ve yazıyı paylaş...
error
Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.

Abdullah Atala

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Son yazıları Abdullah Atala (Tamamı)

Bir cevap yazın