ANASINA BAK, KIZINI AL

CIA Ortadoğu ve Türkiye masası eski Şefi Graham Fuller ile irtibatlı Merve Kavakçı’nın kızı Cumhurbaşkanı danışmanı olmuş.

1999’da TBMM’de yaşanan başörtüsü krizi sırasında tanınan ve bir süre önce Kuala Lumpur Büyükelçisi olarak atanan Merve Kavakçı’nın kızı. Eğitimini Texas Üniversitesi’nde 2017 yılında yüksek lisans ile yapmış biri. Devlet tecrübesi ve liyakatı yetersiz, güvenlik soruşturması ise ise, şüpheli olan bir kişi. Adı Mariam Kavakçı.

Bu yazıya konu etmemin sebebi, annesi Merve Kavakçı’nın CIA Ortadoğu ve Türkiye masası eski Şefi Graham Fuller ile olan irtibatından dolayıdır.

Önce annesinin bazı irtibatlarını detaylandıralım;
AKParti Gen. Başkanı ve dönemin başbakanı Erdoğan 22 Mart 2017’de aynen şöyle demişti; “Kendi ülkesini yurt dışındaki bir takım güçlere şikayet eden, ihbar edenlerle mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Medya mensubu görüntüsü altında terör örgütlerine militanlık, yabancı servislere ajanlık yapanlara asla taviz vermeyeceğiz.”

Sözcü gazetesindeki köşesinde Erdoğan’ın bu sözlerini hatırlatan Zeynep Gürcanlı, Büyükelçi olarak Malezya’ya atanan Merve Kavakçı’nın Türkiye’yi yurt dışında defalarca nasıl şikayet ettiğini yazdı.

“Erdoğan’ın çok sert sözlerle eleştirdiği, ‘kendi ülkesini yurt dışında ihbar ve şikayet etmek’ fiili, Merve Kavakçı için geçerli değil. Çünkü Kavakçı, Temmuz 2017’de yeniden Türkiye Cumhuriyet vatandaşı olmadan önce ABD’de katıldığı panellerde, toplantılarda sık sık Türkiye’yi şikayet etmiş, ABD’yi övmüştü. Buna rağmen büyükelçi yapıldı.” ifadelerini kullanan Zeynep Gürcanlı, FETÖ lideri Fethullah Gülen’e kefil olan Graham Fuller’le Merve Kavakçı’nın arasındaki irtibata da dikkat çekti.

Zeynep Gürcanlı yazısının devamında Merve Kavakçı’nın Türkiye’yi yurt dışında kaç kez ve nasıl şikayet ettiği ile Graham Fuller’le ilişkini şöyle yazdı:

“İşte Kavakçı’nın Türkiye hakkındaki yorumlarından birkaç örnek;

1 – Christian Science Monitor dergisinde Kavakçı imzasıyla 28 Eylül 2009’da yazılan makaleden bir alıntı (Tarihe dikkat edin; 2009’da AKP Türkiye’de iktidardaki 7. senesini tamamlamıştı): “Müslüman ülkelerin çoğunda, devlet her tarafta eli ve kulağı olan müdahaleci bir aygıttır. Bu ülkelerde sadece kutsal devletin dalkavukları ödüllendirilir. Müslümanlar ise düzenin müdahaleleri ve dini hoşgörüsüzlük arasında sıkışıp kalır… Amerika’da ise, insanların dini inançlarını yerine getirmelerine bütün kapılar açıktır. Vatandaşlık haklarının yanı sıra, İslam’ı günlük hayatta yaşayabilmelerine olanak tanıyan bu ortam, milyonlarca Müslüman’ın Amerika’da yaşamasının temel nedenidir”

2 – Nisan 2002’de, ABD’deki Minaret of Freedom adlı örgütün yemeğinde yaptığı konuşma: “Ahlaki davranış, insan haklarına saygı, eşitlik, herkes için adalet birbirinden ayrılmaz kavramlardır. Eğer birbirlerinden ayrılır ve seçilerek uygulamaya konulurlarsa, ortadan kalkarlar. ABD’yi bu yüce kavramların bir örneği olarak kullanarak, Türkiye ve İsrail’de Müslümanlara işkence edenlerin tavırlarını değiştirmeye çalışıyoruz…”

(Aynı toplantıda soru: “Türkiye, Müslüman dünya için ideal ülke olarak gösteriliyor. Bu fikre karşı nasıl savaşırız?” Kavakçı’nın yanıtı: “Biz Amerikalılar olarak, hem federal kamu dairelerinde, hem de yerel hükümetlerde bilinci artırarak bu fikirle mücadele edebiliriz…”

3 – Mayıs 2005’te ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nde yaptığı – ve okuldaki bazı Türk öğrencilerin kendisini protesto ettiği- “Türkiye’deki adaletsizliği ortaya koymak” başlıklı toplantıda yaptığı konuşma; “Türk hükümeti dine karışıyor, dini kontrol ediyor hatta dini değiştiriyor… Aşırı laiklik Türkiye’de yeni bir sosyal sınıf yarattı; başörtüleri nedeniyle kurban haline gelen kadınlar…”

ANNE KAVAKÇI’NIN İLGİNÇ BAĞLANTILARI

Kavakçı’nın ABD günlerinde dikkat çeken bir başka unsur ise, adının sürekli anıldığı kişiler.

Bunların başında da, Türk kamuoyu tarafından iyi tanınan -ve özellikle AKP yandaşı medya tarafından sık sık şeytanlaştırılan- Türkiye’de bir dönem CIA istasyon şefliği de yapmış olan Graham Fuller geliyor.

Fuller ile pek çok panele birlikte katılan Kavakçı, yine onunla birlikte ABD yönetimine hitaben yazılmış pek çok açık mektuba imza da atmış durumda. En çok öne çıkan, her ikisinin de imzasının olduğu, Obama’ya hitaben yazılmış ve İslam coğrafyasında “siyasi reform için bastırmaya devam etmesini” isteyen mektup. Bir Tunus vatandaşına ABD’nin uyguladığı kötü muamele konusunda da yine hem Kavakçı’nın, hem de Fuller’in birlikte imza attıkları, bir başka açık mektup daha var.

Ayrıca Kavakçı’nın Fuller’le birlikte katıldığı, her ikisinin de konuşmacı olduğu “Amerika, İslam ve Yeni Milenyum” başlıklı panelden de bahsetmeden geçmek olmaz. Panelde, hem Kavakçı, hem de Fuller Türkiye’ye bol bol eleştiri yağdırmışlardı.

Tam da burada, Merve Kavakçı’nın ABD’deki akademik hayatındaki yakın çalışma arkadaşı Fuller’in bir başka bağlantısından da bahsetmek gerekiyor;

Fuller, FETÖ lideri Fetullah Gülen’in ABD’de oturma izni almasını sağlamak üzere “referans mektubu” yazan isimlerden biri. 15 Temmuz sonrasında da FETÖ’yü aklamak için en çok çaba gösteren Amerikalı isimler arasında yer alıyor.

Kavakçı’nın ABD günlerinden böyle “karışık” pek çok ilişkisine ilişkin örnekleri artırmak mümkün.”

Kavakçı’ların ilişkileri ne kadar da ilginç değil mi?

2017 Temmuz ayının başında Türk vatandaşı, ayın ortasında ise, Malezya’ya büyükelçi olarak atandıktan sonra ABD vatandaşlığından ayrılıp ayrılmayacağı, eğer ayrılmazsa, “T.C. Büyükelçisi” sıfatıyla atandığı Malezya’da Türkiye’nin mi, ABD’nin mi çıkarlarını koruyacağı sorusu çok yazılıp çizilmesine rağmen ABD vatandaşlığından ayrılmamıştır.

Eğer anası Merve Kavakçı sadece bu kadarı ortaya çıkan tuhaf işlerle ve ilişkilerle iştigal ediyorsa, kızı Cumhurbaşkanı sarayında (pardon, külliye) vatandaşı olduğu ABD çıkarlarına hizmet için hangi “görevlendirilmiş” işlerle iştigal edecek. Bu durumda ABD vatandaşlık yeminine mi yoksa Türk vatandaşı olduğu ülkeye mi hizmet edecek?

Hani derler ya; “Anasına bak kızını al”
Bu atasözünün ne kadar yerinde bir söz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Muhafazakar Demokratlar, yeni danışman Maria Kavakçı’nın sosyal medya paylaşımları ve yaşam tarzına karşı eleştiri getirenlere karşı geliştirdikleri argümanlarında, Genç bir kızın yaşam biçimi ve fotoğrafları vs. üzerinden bu kadar eleştirilmesinde tuhaflıklar olduğu yönünde “linç” edildiği için mağdur olduğu algısı oluşturmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir.

Onlara verilecek en uygun cevabın;
Devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanına danışman olacak kişinin yaşam tarzı milletin milli ve manevi değerleri başta olmak üzere örf, adet, gelenek ve göreneklerine de uygun olmalıdır diye düşünüyorum.

Ortada bir gerçek var ki; Muhafazakar Demokratlar kendilerini eleştirenleri haklı çıkarmak için ellerinden gelenleri yapıyorlar adeta..

Muhafazakar Demokratlar bu kafayla gitmeye devam ederlerse; 28 Şubat sürecinin 1999 yılı döneminin başbakanı Ecevit’in meclis kürsüsünden bu hanım kızın annesini kast ederek “lütfen bu hanıma haddini bildiriniz” dediği için “ağzına sağlık karaoğlan” demekle kalmaz, TC den habersiz kanuna aykırı olarak ABD vatandaşı olduğu ortaya çıktığı için TC vatandaşlığından çıkarıldığı bakanlar kurulu kararına imza attığı için “ellerine sağlık karaoğlan” diyebilirler bir süre sonra.

Diyecek olanlar ise dindar kesimin insanları olma ihtimali yüksektir.

Vesselam[s.ö]
Sadi ÖZGÜL

Bizi takip et ve yazıyı paylaş...
Aşağıdaki iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirir.

Sadi ÖZGÜL

Bir cevap yazın